Çevre:
NÜKLEER ENERJI SANTRALLERI...
Tarih: 23.06.2005
Prof. Dr. İlhami
KİZİROĞLU Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi...
Türkiye vakit geçirmeden rüzgâr gücü için
gerekli yatırımları yaparsa 2012'de devreye girmesi planlanan NES'nin üreteceğinin iki misli enerjiyi, sıfır hammadde
harcaması ile gerçekleştirecek, böylece Türk insanı ve doğal çevresi, nükleer
tehditle karşı karşıya kalmayacaktır.
Son
günlerde Türkiye'deki nükleer enerji santrallarının (NES) açılması ile İngiltere'deki Sellafield
(eski adı Windscale, önceki nükleer kaza nedeniyle
adı değiştirildi) NES'deki nükleer kaza gündeme
oturdu. İngiltere'de bile nükleer kaza önlenemez ve o santralda
çalışanlar ile çocuklarındaki lösemi hastalarının sayısı hızla artarken henüz
dünyanın hiçbir ülkesinde nükleer atıkların saklanması ve imhası için lisanslı
bir çözüm bulunamamış ve kaza riskleri yok edilememişken Enerji Bakanlığı 2012
yılından itibaren 4500 megavatlık bir nükleer santralı devreye sokmayı
düşünüyor. Türkiye'de 2003 yılı itibarıyla 141.2 milyar kwh.
olarak gerçekleşen elektrik enerjisi tüketimi, 2010'da 242 milyar kwh'ye çıkacaktır. Bu miktarda çok az bir boşluğu doldurma
olasılığı olan nükleer güç santralı kurma senaryolarının tekrar gündeme
sokulması doğru değildir.
Dünyanın
terk ettiği bu teknoloji yurdumuza getirilmemelidir. Kaldı ki TEDAŞ, 2003 yılı sonunda aldığı 102 milyar kilovat/saat (kwh.) elektrik enerjisinin ancak 79.5 milyar kwh'sini satabilmiştir. Aradaki fark, kaçak elektrik kaybı
ve eskimiş iletim teknolojilerinden kaynaklanır. Kaçak kullanılan elektrik
enerjisi ve iletim kayıpları kontrol edilirse 10 NES'nin
üreteceği elektrik enerjisinden daha fazlası sağlanacaktır. Çevre bilinçli
yönetimler, NES kurulması ile ilgili söylemleri, ''Atom
enerjisi insanlığın sonu olacaktır'' özdeyişiyle reddetmelidir.
NES'lerin kuruluş
finansmanı düşüktür, ancak işletme sırasında oluşan nükleer atıkların izolesi
ve ömrü dolan tesislerin devreden çıkarılması çok büyük yatırımları gerektirir.
Yani
atom enerji santrallarının maliyetinin düşük olduğu
uydurması da gerçeği yansıtmamaktadır. Atom enerjisi lobisi, sektörü kurtarmak
için, CO 2 üretmeden ve sera etkisine yol açıp global
ısınmaya ve böylece çevre kirlenmesine yol açmayacak yakıt kaynağı olarak atom
enerjisini tüm ülkelere salık verirken bazı önemli sakıncalar üzerinde hiç
durmamakta ve sırf sektör yok olmasın diye, insanlığın yok olmasına göz yummayı
yeğlemektedir. Yapılan araştırma sonuçları, atom enerji santrallarının
da CO 2 ürettiğini gösterdiğinden, atom enerjisi
lobisinin bu gerekçesi de ortadan kalkmaktadır. Yani nereden bakılırsa bakılsın
atom enerjisi ve çevre bozucu diğer enerji sektörleri görüşlerinde haklı
çıkamamakta; ancak alternatif enerji üretim yollarını tıkamaktadırlar.
Dünyada
yetmişli yıllarda kurulması planlanan NES'lerin
günümüzde sadece yüzde 9'u (434 adet) gerçekleştirilmiştir. Birçoğu da
bugünlerde devre dışına çıkarılacaktır. Türkiye'de yaşanması muhtemel enerji
krizi, NES kurulması ile çözümlenemez. Böyle yanlış
bir seçim hepimizi olumsuz etkileyebilir. NES
kurmaktan vazgeçen çok sayıda ülke bizlere örnek olmalıdır.
Gelişmiş
ülkeleri de yöneten lobiler, onların alternatif enerji gereksinimlerini
karşılayabilmek için uluslararası hukukun sınırlarını zorlayarak yaptırım yapma
yetkisini kendilerinde görür olmuşlardır. Bu lobiler, bir yandan alternatif
enerji kaynaklarından verimli ve en üst düzeyde yararlanma yollarını tıkarken
diğer yandan da fosil yakıtların kontrolünü ellerine geçirmenin kolaylığını
seçmişlerdir. Oysa fosil yakıtlar yenilenemediği için zamanla tükenecektir. Jeotermal, güneş enerjisi, biyokütle,
rüzgâr, gelgit ve deniz dalgası gibi hammaddesi bedava olan alternatif enerji
yatırımları, çevreyi bozmadıkları ve insan yaşamını olumsuz etkilemedikleri
için yaygınlaştırılmalıdır. Yenilenebilir enerjinin çok az bir miktarından
yararlanmayı düşünecek insanoğlu, gereksinim duyduğu enerjinin binlerce mislini
elde edebilir. Örneğin, rüzgâr enerjisini yaygınlaştırarak çevre kirliliğini
önleyebilir. Buna göre, 182 bin kilovat/ saatlik rüzgâr enerjisi düzeyinde bir
enerji fosil yakıttan elde edilseydi 155 bin ton CO 2
, 130 ton kükürtdioksit ve 122 ton azot oksit açığa
çıkardı. Rüzgâr enerjisi kullanılarak 330 bin ağacın kullanmak zorunda kalacağı
CO 2 'den de kurtulmuş olunacak, ayrıca sera etkisi
ve küresel ısınma gibi tehditler de azalacaktır.
Türkiye
vakit geçirmeden rüzgâr gücü için gerekli yatırımları yaparsa 2012'de devreye
girmesi planlanan NES'nin üreteceğinden iki misli
enerjiyi, sıfır hammadde harcaması ile gerçekleştirecek, böylece Türk insanı ve
doğal çevresi, nükleer tehditle karşı karşıya kalmayacaktır.